<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>...</title>
        <description></description>
        <link>http://volkanbay.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 13:28:28 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>aforizmalarım</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/aforizmalarim_48258611.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/aforizmalarim_48258611.html</guid> 
            <description>İNSAN &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Benin karşısında duracak cesaret kimin esaretinde?   &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Aynayı kırdığımız g&amp;uuml;n g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z g&amp;uuml;n. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Doğruluktan bahsetme riyakarlığını g&amp;ouml;stermeyen insan yoktur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; İkiy&amp;uuml;zl&amp;uuml;l&amp;uuml;kten kurtulmaya &amp;ccedil;alıştık&amp;ccedil;a insan kendini yok edecektir. B&amp;ouml;yle yok oluşa kim ulaşabilir? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kimseyi sevmediğimizi haykırmak kadar doğru bir şey yoktur. O diye bir şey yoktur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &amp;Uuml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z şeylerde tanrısal bir şeyler var, onlara ulaşamıyoruz. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; İnanmadığımız şeyler o kadar &amp;ccedil;ok ki. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ger&amp;ccedil;eği aramak değil ona katlanamamak. Ger&amp;ccedil;ek bizim olmadığımız yerde saklıdır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ger&amp;ccedil;eğin bize g&amp;ouml;re doğru olması imkansızdır. Nitekim hi&amp;ccedil; birimiz buna dayanamayız. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kim olduğumuzu &amp;ndash;ger&amp;ccedil;ekten-anlamak isteyeceğimizi sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrının var olduğu veya var olmadığı tartışması,insanın bir şeylere inanmak i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ırpınışı. Bu &amp;ccedil;ırpınışın devinimini sağlayan korkular inanan ve inanmayan insan i&amp;ccedil;in de ge&amp;ccedil;erli olmalı. &lt;br /&gt;Erdem korku veya korkusuzlukla bir tutulabilir mi?. Erdem &amp;ouml;nyargılardan sıyrılacak kadar erdemlimidir?, Nietzsche&amp;rsquo;nin dediği gibi &amp;ldquo;Her s&amp;ouml;z &amp;ouml;nyargı&amp;rdquo; ise. Korkulardan sıyrılmanın getirdiği başarı her zaman değil bir zaman. Korkularından arındığını s&amp;ouml;ylemen &amp;ouml;nyargılarından arındığını g&amp;ouml;stermez. Bak hala korkuyorsun! &amp;Ouml;nyargılı davranıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine haklısın demek ne kadar zor! . Aslında olmak istediğiniz şeye t&amp;uuml;k&amp;uuml;rmekte acelecisiniz. Siz kendi par&amp;ccedil;anıza da hak vermezsiniz. Kendinizi inkar ediyorsunuz. İnan&amp;ccedil; kendinizi inkar etmeyi mi gerektiriyordu? Sizin her g&amp;uuml;.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/aforizmalarim_48258611.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2009 20:18:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/30880121.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/30880121.html</guid> 
            <description></description>
            <pubDate>Thu, 11 Dec 2008 01:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ÇOCUK</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/cocuk_17573861.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/cocuk_17573861.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/v/o/l/volkanbay/liveimages_gunun_fotograflari_fotofsnclubda_en_iyiler_454_9.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir ev,beyaz çit-gül bahçesine açılan küçük kapı,ılgın-gövdesine yazılan aşk,uçurtma-dans eden çocuk. Kır çiçekleri,şavkıyan güneş,yağmur ve renk cümbüşü.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir tas çorba,üzerinde yılan gözü yağ. Ekmeğinde buğday yüzlü çiftçinin elleri.. Penceremizde yağmurun elleri;Pıt,pıt,pıt..Toprak kokusu..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kıyıda,gövdesine sırtımızı verdiğimiz ağaç,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;gölgesinde-kekik kokulu çocukluk.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nehir-göğsümüze saplanan bir yılan oluyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hatıralarımızın denizinde boğuluyoruz. Çocuktuk;şimdi çocuklarla çocuk oluyoruz. Birileri 'çocuk olma' diyor. İhtiyar yüzümüz-birbirine kenetlediğimiz ellerimize düşüyor.Utangaç,sıkılgan bir çocuk oluyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;  &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/cocuk_17573861.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 31 May 2008 23:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>LASELLE'NİN MASKE ATÖLYESİ</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/laselle-nin-maske-atolyesi_15473251.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/laselle-nin-maske-atolyesi_15473251.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/v/o/l/volkanbay/maske.jpeg.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/v/o/l/volkanbay/maske.jpeg.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;
      &lt;p&gt;
&lt;/p&gt;  &amp;nbsp;&lt;br&gt;&amp;#8220;Laselle!,maskelerin,
dile getirmediklerimizi söyleyen maskelerin!. Gizlilerimizi açığa
vuran;gerçekler karşısında çarpılan yüzlerimizi savuran&amp;#8221; &lt;br&gt;&lt;br&gt;-Yüzlerinde maske olmayan &lt;br&gt;Sadece çocuklardır &lt;br&gt;Sokaklarda gezen&lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;#8220;Dinle
lütfen.Bize ne yaptın?Bu maskeler? Kimse kimseden bir şey saklayamaz
oldu;içimizin aynası yüzümüze..Yalan söyleyince odağı oldu gülüşmelerin
kıpkırmızı maskem. Yıllar önce malını çaldığım adam yüzüme durdu; &amp;#8220;sen
çaldın değil mi&amp;#8221; dedi. Ben nasıl yaşarım? &lt;br&gt;&lt;br&gt;-Maskeleri takın
ki,bertaraf edin altındaki maskeyi. Yüzünüz..Yüzünüzün üstündeki gerçek
yüzünüz. İsterseniz çıkarın.İstemeyeceksiniz. Gördükleriniz çocuklar
olacak maskesi olmayan. Büyüyünce onlar da gelecek,maskelerini
alacak.Bir daha çıkarmamak üzere takacaklar maskelerini.

    &lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/laselle-nin-maske-atolyesi_15473251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 07 May 2008 21:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KAĞIT GEMİ</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/kagit-gemi_13957061.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/kagit-gemi_13957061.html</guid> 
            <description>

&lt;p&gt;Kül rengi günlerin ardından,İdris,pencereden seyrederdi çocukluğunu.
Kağıt gemileri akardı derede.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Şimdi, yatağında upuzun yatan İdris&amp;#8217;in sarı yüzü,sigara dumanı
perdeler gibi hareketsizdi.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Pencereyi araladı Diran. Derin bir nefes çekti ciğerlerine.
Gülümsedi. &amp;#8220;Bahar&amp;#8221; dedi. &amp;#8220;Ne güzel &amp;#8221; &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;İdris&amp;#8217;in zayıf yüzü o kadar solgun,mavi gözleri,rüzgarsız
deniz gibi,o kadar durgundu ki,hiç konuşmayacakmış gibi ağzını açtı;öylece
kaldı. Nihayet,İdris:&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;#8220;Ayaklarım,uyuşuyor . Bacaklarım. Ayaklarımı ovarmısın
Diran.? Belki iyi olurum ha? Dışarı çıkarız,yürürüz ha? İyi gelir ha? Bak,çocukların
sesleri geliyor. Duyuyor musun?&amp;#8221; Dedi,çekingen ses tonuyla. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Birkaç çocuk derenin yanında,kağıt gemilerini suya
bırakıyor;yarıştırıyordu:&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;-Hadi be,hadi be.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;-Yürü be. Hadi olum.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Sinsi sigara dumanı duvarlara,perdelere,yatağına,ciğerlerine
yapışmıştı.Odaya bahar kokusu,oyuncu bir çocuk gibi girmişti. Diran pencereyi
biraz daha araladı.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;#8220;Baba&amp;#8221; dedi. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;-Sana söylemek istediğim.. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Hekimle konuştum. Acil hastaneye yatman gerekiyor. Hem,ben
sana..Bakamam,baba. &amp;nbsp;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;İdris upuzun yattığı yatağında,gözlerini masanın üzerindeki
kağıt gemiye çevirerek;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;küskün bir çocuk gibi, &amp;#8220;Tamam&amp;#8221; dedi. Elinden oyuncağı
alınmış çocuk gibi,yüzü asıldı. Ağlayacak gibi oldu. Ama koca adamdı.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;#8230;&amp;#8230;.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Diran,sabahında,babasını hastaneye yatırdı.Sigara dumanı
sinmiş duvarları,camları sildi;perdeleri yıkadı. Pencereden,dere yanındaki
çocukları seyretti. Gülümsedi.Masanın üzeri.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/kagit-gemi_13957061.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 20 Apr 2008 14:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ANA</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/ana_12935701.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/ana_12935701.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Şiir fısılda Ana&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bilirim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Şairsin.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/ana_12935701.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 07 Apr 2008 21:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÜN</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/gun_12772801.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/gun_12772801.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;GÜN&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gün..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kabahatli çocuğun suskunluğu
kadar suskun;Şimdi öylece uzanıyor,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ezeli sevgilinin gözbebeğinde. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geceye..Nasıl saklamışım seni?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neden?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gömdüğüm yerden her
defasında çıktın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gün..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nasıl saklamıştım,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beklediğin yere seni.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kendimi,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Maviye.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kabahatli çocuğun suskunluğu
kadar suskun;Şimdi öylece uzanıyorum,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ezeli sevgilinin gözbebeğinde. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/gun_12772801.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 05 Apr 2008 23:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>SANDALYE</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/sandalye_11604271.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/sandalye_11604271.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;SANDALYE&lt;br&gt;&lt;br&gt;- Çay? &lt;br&gt;Nurettin
kahveciye dönerek:Tilkiye, &amp;#8220;Tavuk kebabı yer misin?&amp;#8221; diye
sormuşlar; &amp;#8220;Adamı güldürmeyin&amp;#8221; demiş.&lt;br&gt;&amp;#8220;Evet,açık
olsun. &amp;#8220;&lt;br&gt;&amp;#8220; Benimki demli olsun&amp;#8221; dedim gülerek.&lt;br&gt;Kahveci
bağırdı:İki çay biri öfkeli biri çıplak.&lt;br&gt;Ah
etti Nurettin,bu sene hiç verim alamadık topraktan dedi.
Kuraklıktı,hastalıktı derken düştüğümüz şu
hale bak.!&lt;br&gt;Yan masada sırtı bize dönük Sefa:&lt;br&gt;Eee
Nurettin &amp;#8220;Yazın başı pişenin kışın aşı pişer.&amp;#8221; Demişler
.Yardıma ihtiyacın varsa söyle haa. &amp;#8220;Birkaç çuval
buğdaya ne dersin.?&lt;br&gt;Nurettin hiddetle,gözlerini Sefa nın
ensesine dikti:&lt;br&gt;Buğdayın sana kalsın. İşten artmaz dişten
artar demişler. Allah&amp;#8217;a şükür kimselere ihtiyacımız
yoktur.Hem sana ne oluyor ki karışırsın sohbetimize?&lt;br&gt;Kahve
ahalisinden biri:&amp;#8221;Aha,yine başlıyolar &amp;#8221; dedi. Kahvedekiler bir
Sefa&amp;#8217;ya bir Nurettin&amp;#8217;e bakıp alkış tutmaya başlamıştı.&lt;br&gt;Sefa:
&amp;#8220;Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır. Zor
durumda olduğunu duydum.&amp;#8221; Dedi hafifçe gülerek.&lt;br&gt;Nurettin
biraz içerlemişti bu lafa,cevabı yetiştirmek de gecikmedi:&amp;#8221;
Leyleğin ömrü laklakla geçer.&amp;#8221; Demişler. Biraz
para bulunca ağa mı oldun. Boş konuşursun.&lt;br&gt;Sefa,altta kalmadı
her zamanki gibi:Mızrak çuvala sığmaz be Nurettin. Saklama
gayri. Biz çocukluk arkadaşıyız. İki eski
dost..&lt;br&gt;Nurettin:&amp;#8221;Tırnağın varsa başını kaşı&amp;#8221; demişler.
Senden gelecek yardıma ihtiyacım yoktur. Bizden değilsin artık.Sen
çok değiştin. Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi
yürüyüşünü şaşırmış.Hah! &lt;br&gt;Sefa:
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamışken,sen neden inanırsın
Nurettin? Ben aynı Sefa&amp;#8217;yım. Beni bana sormadığına göre
değişen sensin kadim .. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/sandalye_11604271.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 22 Mar 2008 21:03:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MAKSİM</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/maksim_8707411.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/maksim_8707411.html</guid> 
            <description>
     &lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;br&gt; -I-&lt;br&gt; &lt;br&gt; Ay ışığı dalgacıkların üzerinde pırıl pırıl geziniyor;Maksim&amp;#8217;in siyah gözlerinde yanıp sönüyordu. Omuzlarının üzerinde,yağmur damlaları parlıyor;sabun köpüğü misali belirip ortadan kayboluyordu.&lt;br&gt; &lt;br&gt; Az evvel sağanak yağmurda,koşuşturan insanların arasında ağır adımlarla ilerleyen o, gri gökyüzü çekilip yıldızlar göründüğünde,kitabını alıp sahile inmişti.Gözlerini ay ışığının aydınlattığı kitabın sayfalarında gezdiriyordu:&lt;br&gt; &lt;br&gt; &amp;#8220;Tanrının varlığını ispatladın mı da inanıyorsun diyenedir;Tanrı&amp;#8217;nın olmadığını ispatladın mı da inanmıyorsun diyenedir bu sözlerim.. &amp;#8220;Bir an geriye çevirdi sayfaları,aynı hızla kaldığı yerden devam etti:&lt;br&gt; &lt;br&gt; &amp;#8220;Milyarlarca yıl;Yaratıcı için sadece 1 saniye olabilir miydi?. Doğduğumuzu ve öldüğümüzü ve yaşadıklarımızı ,evrenin doğuşunu, ölümünü,ve aradaki milyarlarca yılı aynı anda gören bir Tanrı düşünüyorum. Yarattığı zamanın esiri olabilir miydi? Herşey 1 saniyede olup bitecekti.(Aslında zaman da yoktur .1 saniye dediğime bakmayınız.)Tanrının kaderimizi bilmesi bundan mı kaynaklanıyordu.? Böyle bir durumda herşeyi kaderimize yüklemek ne kadar mantıklı olabilirdi.?Ben altmış yaşında öldüm.Aynı zamanda doğmuştum.&amp;#8220;&lt;br&gt; &lt;br&gt; Maksim birasını yudumlarken,bir sigara yaktı. Sigaranın dumanına bakıp değişik anlamlar çıkardı. Bir an gülümsedi. (Kendi kendine gülümsediği bu anlarda,birinin onu göreceğini ve deli olduğu kanaatine varacağını düşünür;gülümsemesi kahkahaya dönüşürdü.)&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;-II-&lt;br&gt; &lt;br&gt; Aniden saatine baktı:&amp;#8221;Eyvah,geciktim,geciktim.&amp;#8221;&lt;br&gt; &lt;br&gt; Kıyıya vuran dalgalar;irili ufaklı ,renkli deniz kabuklarını,kum tanelerini ıslatıyor;hafif bir rüzgar esiyor;dalgaların sesi gecenin sessizliğine karışıyordu. Maksim ayağ.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/maksim_8707411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Feb 2008 19:49:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HATÇE</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/hatce_4854540.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/hatce_4854540.html</guid> 
            <description>
&lt;br&gt; Kar tipi halinde yağarken,buz sarkıtları çatıda dururken,cam buğuluyken,yazarken ,soba gürül gürül yanarken ,kestane kavururken,korunda patates közlerken,çamaşırları kuruturken,çocuğa sobayı gösterip cıss.. derken ve elini öperken,Ahmed&amp;#8217;in donmuş ayaklarını ovarken,odun kırarken,ayağın kanarken,sobayı yakarken,sobanın külü üzerine bulaşmışken,yüzüne de bulaşmışken,aynaya bakıp gülerken,buğulu cama birşeyler yazarken,Ahmed&amp;#8217;in ismini yazarken,beklerken,karlı yolları gözlerken,ağlayan çocuğu sözlerken,kestane kavuramazken,patates közleyemezken,az olan ekmeği kızartıp yerken ,tadı daha da güzel diye söylenirken,Ahmed&amp;#8217;i karşılarken,donan ayakları ovarken,o varken herşey daha güzel derken,buğulu cama onun adını yazarken,o giderken ve gelirken,onu düşünürken,yolunu gözlerken,yolunu gözlerken,beklerken,beklerken,donan ayacıkları ovamazken Hatçe,o gelmezken,o gelmezken.&lt;br&gt;    &lt;br&gt; Aradan on sene geçer. Ahmed köy yolunda görünür. Ne Hatçe sorar nerede olduğunu,ne Ahmed söyler. Gözlerinin içine bakmıyorlar artık.Ayrı iki insan yalnız ölür. Ahmed&amp;#8217;in yaşlı bedeni,yalnızlığın kol gezdiği evinde donar. Kısa bir süre sonra da Hatçe ölür. Buğulu camda birşeyler yazar. &lt;p&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/hatce_4854540.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 22 Dec 2007 10:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÖZ</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/goz_4854536.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/goz_4854536.html</guid> 
            <description>
 Titreyen mum ışığı,kasvet kokan duvarda oynaşan gölgeleri,soğuk imgeleri, &lt;br&gt; &lt;br&gt; puslu sokaktan gelen çöp tenekesinin metalik sesi,gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini,öldürenleri,ölenleri,bir parça ekmeği,kedi mamalarının boş kutularını,kediyi,fareyi,fareler ve insanları,John Steinbeck&amp;#8217;i, &lt;br&gt; &lt;br&gt; eriyen mumun garip gölgesi,değişik yaratıkları,tılsımları,büyücüleri,ölüme giden bir süvarinin acımasız,dehşet saçan silahını,ölümü karşılarken sevgilisini düşünmesini,elinin tireyişini,korkmasını,korkusunu gizleyişini,kahramanlığını çağrıştırırken her daim &lt;br&gt; gözlerin gözlerimdedir&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kristal mavisi gözlerin,çevresinde peyderpey oluşan kırışıklıklar,şakaklarında peydanlanan beyaz,konuşurken alnında kaybedip topladığın çizgiler...Gözlerin mavi,nehirde akan sandal kristal mavisi gözlerinde...Kalkıyorum nehire küskün ve şimdi,yapraklar şefkatli anasının kucağına gidecek ağaçlarından kurtulup,&lt;br&gt;    &lt;br&gt;   rüzgar fısıldayacak: &amp;#8220; uyku zamanı&amp;#8221;.&lt;br&gt;    &lt;br&gt;   Mevsim sonbahardır,&lt;br&gt;    &lt;br&gt;   Her daim gözlerin gözlerimde.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sonbarın son demi,yağmur çiseliyor ığıl ığıl;bulutların ardına pusmuş güneş, şavkıyor yeniden ve yeniden. Toprak emiyor yağmuru (-asil-), ve serseri bir rüzgar esiyor;fütursuz. Irmak-yanında çıplak bir ağaç soyunuyor son yaprağını. &lt;br&gt;  &lt;br&gt; Kristal mavi...Uyuyor musun?Hşşş... &lt;br&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/goz_4854536.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 22 Dec 2007 10:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KELEBEK ZAMANI </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/kelebek-zamani_4679234.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/kelebek-zamani_4679234.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;2007 yılı, Haziran ayının 7&amp;#8217;sinde bir kız çocuğu ......... köyünün tozlu yolunda annesinin elini sıkı sıkı tutuyor;küçük adımlarıyla annesine ayak uydurmaya çalışıyordu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp;Toz renkli iki çift ayakkabı, hüzünlü evlerin serpiştiği dar sokaklardan geçti. Büyüyüp küçülerek ilerlediler evlerin arasından. Tek katlı, büyükçe bahçesi olan evin önünde durdular. Evin penceresinde bir perde kıpırdadı; akabinde aralandı. Pencerenin ardındaki bir çift gözde, gelenleri tanıdığına dair anlam oluşuverdi. Anne, uzun süre görüşmeyen insanlara mahsus bir sevecenlikle karşılık vermişti bu bakışa.&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Konuştular.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hasret giderdiler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kelebek topladılar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çeşit çeşit desenli,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Renkli;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;mavilisi;sarılısı;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;süt beyazı..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Anne,söz vermişti kızına. Beraber kelebek toplayacaklar;sonra,gökyüzüne salacaklardı renkli kelebekleri.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızına söz verdiği gibi,kelebekleri gökyüzüne bırakmak için kafesin kapısını araladı.Bir kaç kelebek uçup gitti. Kafesin içinde yüzlerce ölü kelebek üst üste yığılmıştı.. Uzun zamandan beri kelebek tutamamışlardı; diğer kelebekler de kısa ömürlerini yitirmişti. &lt;br&gt;Kız heyecanla bağırdı: &lt;br&gt;&amp;#8220;Nasıl anne? Renk renk güzel kelebek,yüzlerce.. Gökyüzü renkli kelebeklerle dolu;ne güzel değil mi?Anlat anne, nasıl? Anlat anne...&quot;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Anne, havada uçan birkaç kelebeğe sapladığı gözlerini yavaşça kızının görmeyen gözlerine çevirdi: &lt;br&gt;&amp;#8220;Çok güzel kızım&amp;#8221; &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/kelebek-zamani_4679234.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:38:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AYAKKABI BOYACISI </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/ayakkabi-boyacisi_4679228.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/ayakkabi-boyacisi_4679228.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hilmi Efendi,ayakkabı boyacısı. Bu civarda herkes ayakkabısını ona boyatır. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Okulun ilk günlerinde öğretmen sormaz mıydı ne iş yaptığını velilerin. Kiminin babası doktordur,kimi öğretmen. Kimi der benim babam seyyar satıcı diye. Öğretmen sorar:&quot;Ne satıyor.&quot; Cevap, köftedir. Gülüşmeler..Ayşe de buna maruz kalanlardandır. &lt;br&gt;&amp;#8220;Benim babam ayakkabı boyacısıdır&amp;#8221; Gülüşmeler.. &lt;br&gt;&amp;#8221;Ama,iyi bir ayakkabı boyacısı.&amp;#8221; &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ayşe okuldan sonra babasının dükkanına uğradı. İşler biraz birikmiş gibiydi. Yardımcı oldu . Eve döndüklerinde geç olmuştu. Yemek yiyip, televizyon seyrettikten sonra Hilmi Efendi odasına çekildi. Ayşe&amp;#8217; ye erken yatmasını tembihlemişti yine. Ayşe de öyle yaptı;erkenden yatıverdi. Bir ara su içmek için kalktı; mutfağa gitti. Babasının odasının önünden geçerken şöyle bir gözledi. &amp;#8220;Yine&amp;#8221; dedi.Yine.. Babası kendi ayakkabılarını boyuyordu yine;birkaç damla yaş boyaya karışıyordu;boyuyordu;kayboluyordu;boyuyordu;damlıyordu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Kazada yitirmişti bacaklarını. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Boyuyordu;&lt;br&gt;Damlıyordu; &lt;br&gt;Kayboluyordu; &lt;br&gt;Damlıyordu. &lt;br&gt;Hilmi Efendi iyi bir ayakkabı boyacısıydı&lt;/p&gt;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/ayakkabi-boyacisi_4679228.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:37:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÖÇ </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/goc_4679209.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/goc_4679209.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;-Dedeciğim, neden gelmediler.? &lt;br&gt;-Doğaya küstüler.Bizler doğayı yok ettik;kirlettik.Bize küstüler. Doğa küskünleri..İnsan küskünleri..Onlar yok mu onlar.. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Kara bir bulut gibi geleceklerdi. &lt;br&gt;Torun,sevinç gözyaşlarıyla:&quot;Geldiler,geldiler!&quot; diye haykıracaktı. &lt;br&gt;Dede torununu havaya kaldıracak;çocuk kuşlara dokunmaya çalışır gibi elini havaya kaldıracaktı. Kuşlardan bir kaçı toprağa çaktığında bedenini..Çocuğun kuşlara çakılan gözlerini silecekti dede.&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/goc_4679209.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÜMÜŞ SAÇLI ÇOCUK </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/gumus-sacli-cocuk_4679205.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/gumus-sacli-cocuk_4679205.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;#8220;Şu gördüğün nehirde saçlarını üç kere yıkayacaksın. Beyaz saçların siyaha dönecek. Kömür karası saçların olacak. Fakat bunun bir vebali olacak evlat. Bir daha eski saçlarına kavuşamayacaksın. Saçların hep simsiyah kalacak. Öylesine siyah kalacak.&amp;#8221; &lt;br&gt;Çocuk olanlara bir anlam veremeden,konuşuverdi:&amp;#8220;Ne güzel işte,hep siyah saçlarım olacak&amp;#8221; dedi;kendini nehrin yanında buldu. Uzun gümüş saçlarını suya saldı. Her defasında çekti saçlarını nehirden;sıktı,duruladı. Bunu üç defa yaptı. &lt;br&gt;Gün siyaha dönüp beyaz olduğunda,çocuk uyandığında,saçlarının gerçekten&amp;nbsp;siyah olduğunu gördü. &amp;#8220;Kömür karasından da kara&amp;#8221; dedi. Bu öyle bir&amp;nbsp;siyahtı ki,o ana dek görünen siyahlardan daha siyahtı. Farklı bir renkti. &lt;br&gt;Dışarı çıkıp çılgınlar gibi koşmaya başladı. Onun saçlarını görenler,hayretlerini gizleyemediler. &amp;#8220;Gece,saçlarını kıskanacak;kömür gözlü dilberlerin gözü kalacak&amp;#8221; dedi biri.&amp;#8221;Nazarlara gelecek,tüm siyahları üzerine çektiğinde &amp;#8220;dedi diğeri. Bunlara aldırış etmeden,vakit kaybetmeden sevdiceğinin yanına gitti. Kapıyı tıklattı. Kapıyı kızın annesi açtı.&amp;#8221;Ben de seni bekliyordum;saçların?&amp;#8221; dedi anne. &amp;#8220;Kızım sana bu zarfı bıraktı,ateşli bir hastalık sonucu saçları..&amp;#8221;dedi. &lt;br&gt;Çocuk zarfı açtığında sevdiceğinin gümüş rengine dönmüş saçlarını gördü.&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/gumus-sacli-cocuk_4679205.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AYNA </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/ayna_4679196.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/ayna_4679196.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;İlk olarak gözlerimin beyazındaki kan damarlarını farkettim. Sonraları başka birine ait olduğunu düşündüğüm gözlerimi gördüm. Göz kapaklarımın açılıp kapanması ise mekanik bir hareket gibi gelmişti. Kolumu kaldırdım ve bileğime baktım. Kuru bir kan tabakası bileğime yapışmıştı. Gözlerimi yavaşça sağ el bileğimden sol ayak bileğime kaydırdım. Orada da aynı kan tabakası vardı. Kuru ve pisti. Bir de bu kuru kanların çevresinde yer yer morluklar vardı. Sonra yine aynı ağırlıkta kafamı kaldırdım ve aynaya baktım. Her şey yok oldu birden fakat başımdan geçen olaylar tekrar etmeye başladı aynada. &lt;br&gt;Mahkumdum.Prangalıydım,suçluydum,suçsuzdum,çocuktum,büyüktüm,ağlamaklıydım,yufka yürekliydim,sadisttim,herşeydim. Hapishanenin avlusunda ilerliyordum. Önümde ve arkamdaki adamlar yaşça benden büyüktüler. Önümde ilerleyen adamın ayağındaki zincirin şakırdamalarına bu kadar dikkat edeceğimi,beynimin duyularımı bu kadar hassaslaştıracağını düşünemezdim. Metalik ses beynimde çınlıyordu. Zincirin yerde sürüklenirken çıkardığı ses her şeyi anlamsız kılmış ve tek gerçek olarak acı bir şekilde kendini göstermişti. Ardından önümdeki adamın ayak bileğinden sızan kana dikkat ettim. Ayağının kenarından akarak yerde belli belirsiz izler bırakıyordu. Sonra yine zincir sesleri. Ve bakışlarım başkalarının bileklerine ,gözlerine kayıyordu yine. İlk önce zincirler sustu, sonra durduğumuzu anladım. Bir anda ölüm sessizliği her yeri kapladı. O anda bu zincire bağlı on kişinin hıçkıra hıçkıra ağlayarak,inadına ağlayarak sessizliği bozacağını düşündüm. Biri ağlasaydı, hepsi ağlardı diye geçti aklımdan. Ben dördüncü sıradaydım. Tek sıra halinde dizilmiştik. İlk sıradaki mahkumun ismi okundu ve işlediği suçlar kendisine söylendi. Daha sonra idam edileceği yere götürülmek üzere muhafızlar tarafından alındı. Gözleri bağlandı. Adama son sözü soruldu. Sadece derinden gelen bir inilti duyuldu. Ne dediği hiç anlaşılmadı. O sesi anlamlı kılan sadece izleyenlerin,duyanla.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/ayna_4679196.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:32:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>EL </title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/el_4679191.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/el_4679191.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kişiliğimi; şu yüceltip de yücelttiğim kişiliğimi kaybettim. Gecenin bir anında yüzleşmekten korktuğun, saklayıp da susturamadığın şeyler konuşur içinde. İçindeki karanlık azizim,gecenin karanlığından daha siyahtır. Bir efendin vardır sana çoğu şeyi olduğundan iyi gösteren. Çalmayan insan iyidir der;çalmayan ve çaldırmayan insan ise daha iyidir. Cesaretsizliğini bildiği halde saklayan insanlar mutsuzluğa mahkumdurlar. Vicdanınla baş başa kaldın. Gerçeklerden uzaklaştığını anladın. Oysa ki iyi biriydim. Fakat şimdi anlıyorum ki&amp;nbsp; değerim yokmuş dedin. Konuşmayı sevmeyen,utangaç insanlar vardır. Bunlardan bazıları gırtlaklarını patlatırcasına bağırıp dururlar zamanın bir anında. Haksızlığın olduğu ,cesaretin doğduğu an.. Sonra,yine eski haller.. Ne kadar aptal dersiniz bunları görünce. Hiçbir şey de bilmiyor galiba. Baksana konuşmuyor. Zavallı, tam bir zavallı der birisi. Diğeri der ki: &quot;Muhabbetinize de doyum olmuyor doğrusu!&quot; Bunları söyleyen insanlar boş konuşmayı sevmeyen insanlardır değil mi? İçi dolu cümleler saçarlar çevrelerine! Ben azizim sana gerçeği göstereceğim. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Polis memurunun yüzündeki yapma gülümseme yerini tedirginliğe bıraktı. Ucunda kül olmayan sigarasını sık sık küllüğe vurması rahat bir halde olmadığının göstergesiydi;belki de karşısındaki insanı pek de dikkate almadığının işareti. Polis memuru, adamın sözlerinden duygusal bir sarsıntı geçirdiği kanaatine vardı. Yarım sigarasını söndüren memur lafa girdi: &lt;br&gt;&lt;br&gt;-Neden beni buraya getirdiniz? &lt;br&gt;&lt;br&gt;-Bir ay önce, evet tam bir ay önce. O kadar eminim ki! Gecenin geç vakti,&amp;nbsp;karanlık Sanayii sitesindeydim. İş yerlerinin çoğu kapalıydı. Bir ses duydum,acı bir ses. Yolun karşısında , bir dükkanın açık olduğunu fark ettim. Hemen oradan ayrılmak istedim. Korkmuştum. Fakat cesaretimi toplayıp gittim. Kapı açıktı. İçeriye girdim. Bir adam yüzü koyun yerde yatıyordu. Çevresinde çokça kan birikmişti. Adamı kendime doğru çevirdim. Yüzünde acı bir ifade v.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/el_4679191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:31:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÖLGESİNİ ASAN ADAM</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/golgesini-asan-adam_4679159.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/golgesini-asan-adam_4679159.html</guid> 
            <description>
   &amp;nbsp;&lt;br&gt;Sodyum lambalar kör karanlığı gözlerken,direğin dibinde bir adam konuşuyordu. &amp;#8221; Yağmur damlası&amp;#8221; diyordu.&amp;#8221;Gölgemi götürürmüsün? Ruhumun bu kötü yansımasını yıkarmısın?Yoksa ben onu asacağım&amp;#8221;. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Birkaç kişi &amp;#8220;Deli midir nedir?&amp;#8221; diye söylenerek geçti yanından. Islak göğsüm kabarıp inerken,cesaretimi toplayıp yanına gittim:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Efendim bir şeyiniz yok ya, ıslanıyorsunuz,dedim.&lt;br&gt;&lt;br&gt;O dedi ki:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Cebimde sıkı sıkı tuttuğum ip beni hayata bağlar. Düşünceler kelepçeli,gölgeler prangalıdır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;..........&lt;br&gt;&lt;br&gt;İpi boynundan çıkarıp yere koyduklarında bedeni, birkaçının donan gözleri duvarda asılı kalmış. Duvarda,bir gölge,ipe asılı,hala.&lt;br&gt;&lt;br&gt;..............&lt;br&gt;&lt;br&gt;Şimdi onun sözleri yankılanır kulaklarımda:&lt;br&gt;&lt;br&gt;Düşünceler kelepçeli&lt;br&gt;Gölgeler prangalı. 
.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/golgesini-asan-adam_4679159.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:24:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İSTİRİDYE</title>
            <link>http://volkanbay.blogcu.com/istiridye_4679141.html</link>
            <guid>http://volkanbay.blogcu.com/istiridye_4679141.html</guid> 
            <description>

&amp;nbsp;Deniz kokan Ali amca..İstiridye toplardı. İhtiyar..Balıkçı..&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yoksulluk değildi belini büken,altmış yaşına merdiven dayayan Ali amcanın. Yokluk umurunda değildi.Yakamoz,gökkuşağı ve istiridye incisi..ve Ali amca.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Topladığı istiridyelerden birini çalmıştım. İlk kez çaldım. İlk kez hediye verdim hayatımda.Ona..İstiridye..İnci..&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yakamozu,gökkuşağını,istiridye incisini ben onda gördüm. Deniz kokusunu da.. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;........&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir sonraki yaz Ali amcaya gittiğimde,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nerde? dedim. Nerde? Onun gibi,istiridye kokan,inci gözlü ihtiyara.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Orda,denizde.&amp;#8221; dedi.&lt;BR&gt;-Ne zaman gelir?&lt;BR&gt;-Bilmem.&lt;BR&gt;-Beklerim.&lt;BR&gt;-Sus be çocuk,sus be. Gitti işte&lt;BR&gt;-Ne zaman gelecek?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ben adamın peşinden giderken;o benden kaçıyordu denize doğru . Titreyen dudaklarını ısırıyordu. Kolundan tuttum. Gizliyordu..Gözünden inciler dökülüyordu..&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Anlamıştım.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;-Ne zaman gelecek dedim,titrek,umutsuz bir sesle..&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Denizdeki tüm istiridyeleri topladığında.&amp;#8221; dedi.&lt;BR&gt;Ekledi;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Ona verdiğin hediyeyi hiç unutmadı.&amp;#8221;.. ( &lt;a href=&quot;http://volkanbay.blogcu.com/istiridye_4679141.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 26 Nov 2007 10:21:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://volkanbay.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>